Arka Üveit Nedir?

Arka üveit, gözün görme fonksiyonunda kritik rol oynayan retina ve koroid gibi arka segment yapılarını etkileyen iltihabi bir göz hastalığıdır. Tıbbi olarak posterior üveit adıyla da tanımlanan bu durum, bazı hastalarda sessiz ilerleyebilirken bazı hastalarda göz içi iltihabı nedeniyle görmede belirgin değişikliklere yol açabilir. Özellikle yeni başlayan bulanık görme, uçuşan noktalar veya görme alanında farklılık hissedilmesi durumunda gözün arka bölümünün ayrıntılı olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Arama motorlarında sık karşılaşılan arka üveit nedir ifadesi, gözün arka bölümünde gelişen iltihabi hastalıkları tanımlamak için kullanılmaktadır. Arka üveitte iltihap doğrudan retina, koroid veya her iki dokuyu birlikte etkileyebilir. Bazı hastalarda retina damarları, vitreus adı verilen göz içi jel yapısı ve görme siniri de süreçten etkilenebilir. Bu nedenle hastalık yalnızca tek bir dokuyla sınırlı bir problem olarak değerlendirilmemelidir.

Arka üveitin oluşturduğu bulgular iltihabın yerleşimine, şiddetine, nedenine ve özellikle merkezi görmeden sorumlu makula bölgesinin etkilenip etkilenmediğine göre değişebilir. Gözün ön bölümünü etkileyen üveitlerde kızarıklık ve ağrı daha belirgin olabilirken arka bölümde gelişen hastalıklar bazen belirgin kızarıklık olmadan görme değişiklikleriyle ortaya çıkabilir. Bu özellik, hastaların şikayetleri hafif olsa bile retina değerlendirmesinin önemini artırır.

Gözün arka bölümünde retina, koroid, retina damarları, vitreus ve görme siniri başı gibi görmenin devamlılığı açısından önemli yapılar bulunmaktadır.

prof-dr-pinar-ozdal-arka-uveit-doktoru

Retina iltihabı (retinit) geliştiğinde ışığı algılayan retina hücreleri ve çevresindeki dokular etkilenebilir. Hastalığın koroidde yoğunlaşması durumunda ise koroid iltihabı (koroidit) olarak tanımlanan değişiklikler ortaya çıkabilir.

Retina ve koroidin birlikte etkilendiği durumlarda korioretinit tablosundan söz edilir. İltihabın ağırlıklı olarak retina dokusunda bulunması ise retinit olarak tanımlanır. Muayenede retina üzerinde beyaz veya sarımsı odaklar, damar çevresinde iltihabi değişiklikler, vitreusta hücreler veya görme siniri çevresinde ödem gibi farklı bulgular görülebilir. Bu nedenle arka üveit tek tip bir hastalık değildir ve farklı hastalarda farklı anatomik bölgeler ön planda olabilir.

Arka üveit belirtileri hastalığın yerleşimine ve iltihabın yoğunluğuna göre değişebilir. Görme keskinliğinde azalma, görüntünün sisli veya puslu hale gelmesi, görme alanında gölgelenme, ışık hassasiyeti ve küçük hareketli noktaların fark edilmesi görülebilir. Özellikle gözde uçuşmalar daha önce bulunmadığı halde yeni başlamışsa veya kısa sürede belirgin biçimde artmışsa gözün arka bölümünün değerlendirilmesi gerekir.

Genel üveit belirtileri gözün hangi bölümünün etkilendiğine göre farklılık gösterir. Arka üveitte ön üveite kıyasla ağrı ve kızarıklık daha az belirgin olabilir. Bu nedenle yalnızca gözün dış görünümünün normal olması ciddi bir arka segment iltihabının bulunmadığını göstermez. Görme seviyesinde yeni gelişen azalma, görme alanında değişiklik veya görüntülerde bozulma göz muayenesi gerektirebilir.

arka-uveit-neden-olur

Arka üveit nedenleri enfeksiyonlara, bağışıklık sisteminin oluşturduğu iltihabi hastalıklara veya bazı sistemik hastalıklara bağlı olabilir. Bununla birlikte ayrıntılı incelemelere rağmen bazı hastalarda kesin bir neden belirlenemeyebilir. Bu nedenle hastalığın nedenini araştırırken yalnızca göz bulguları değil hastanın yaşı, daha önce geçirdiği hastalıklar, bağışıklık durumu, kullandığı ilaçlar ve eşlik eden sistemik belirtiler de değerlendirilir.

Enfeksiyöz nedenler arasında toksoplazma, herpes grubu virüsler, tüberküloz ve sifiliz gibi farklı etkenler bulunabilir. Enfeksiyon dışı arka üveitler ise bağışıklık sisteminin göz dokularında oluşturduğu kontrolsüz iltihabi yanıtla ilişkili olabilir. Nedeni doğru belirlemek özellikle tedavi açısından önemlidir çünkü enfeksiyona bağlı bir hastalıkla bağışıklık sistemi kaynaklı hastalığın tedavi yaklaşımı aynı değildir.

Arka üveitte görme azalması iltihabın doğrudan retina dokusunu etkilemesiyle veya hastalığın oluşturduğu ikincil değişikliklerle gelişebilir. Merkezi görmeden sorumlu makula bölgesinde iltihap veya ödem oluştuğunda hastalar özellikle okuma, yüzleri seçme ve ayrıntıları görme sırasında zorlanabilir. Retina damarlarında sızıntı veya dolaşım bozukluğu gelişmesi de görme seviyesini etkileyebilir.

İltihabın uzun süre kontrol altında tutulamaması retina dokusunda kalıcı yapısal değişiklikler oluşturabilir. Görme sinirinin etkilenmesi, retina damarlarında hasar, makula ödemi, retina altında sıvı birikmesi veya retina dokusunda skar gelişmesi görme kaybının derecesini artırabilir. Bu nedenle görme kaybı yalnızca hastalığın varlığıyla değil iltihabın hangi yapıyı ne ölçüde etkilediğiyle ilişkilidir.

Arka üveit bazı hastalarda yalnızca gözle sınırlı olabilirken bazı hastalarda vücudu etkileyen başka hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilir. Behçet hastalığı, sarkoidoz ve bazı bağışıklık sistemi hastalıkları gözün arka segmentinde iltihabi değişikliklere yol açabilir. Bazı enfeksiyon hastalıklarının da gözde posterior tutulum oluşturabileceği bilinmektedir.

Hastanın ağız yaraları, cilt bulguları, eklem yakınmaları, nörolojik belirtiler, solunum sistemi yakınmaları veya daha önce geçirdiği enfeksiyonlar tanısal değerlendirme açısından önem taşıyabilir. Ancak her arka üveit hastasında sistemik bir hastalık bulunması zorunlu değildir. Gerekli incelemelerin hastanın göz bulgularına ve tıbbi öyküsüne göre seçilmesi gereksiz testlerden kaçınılmasını sağlar.

Arka üveit tanısında ayrıntılı göz muayenesi temel basamaktır. Görme keskinliği, göz içi basıncı ve gözün ön bölümü değerlendirildikten sonra göz bebeği genişletilerek retina, koroid, retina damarları, vitreus ve görme siniri ayrıntılı biçimde incelenir. Posterior üveitte bulunan değişikliklerin genişletilmiş göz bebeği ile yapılan indirekt oftalmoskopik değerlendirmede daha iyi görülebildiği bilinmektedir.

Tanının yalnızca arka üveitin bulunduğunu göstermekle sınırlı kalmaması gerekir. Hastalığın enfeksiyona mı, bağışıklık sistemiyle ilişkili bir sürece mi yoksa başka bir nedene mi bağlı olduğunun araştırılması tedaviyi doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle gerekli hastalarda kan testleri, enfeksiyon araştırmaları veya farklı tıp branşlarının değerlendirmeleri planlanabilir.

Retina muayenesi hastalığın yerleşimini ve aktif iltihap alanlarını değerlendirmek açısından önemlidir. Göz bebeği genişletildikten sonra retina çevresi dahil olmak üzere mümkün olduğunca geniş bir alan incelenir. Aktif iltihap odakları, eski skarlar, retina damarlarında değişiklikler, vitreus içerisindeki iltihabi hücreler ve görme siniri çevresindeki bulgular değerlendirilebilir.

Muayene aynı zamanda hastalığın aktivitesini takip etmeye yardımcı olur. Önceki muayenelerle karşılaştırıldığında lezyonların küçülmesi, yeni odakların ortaya çıkması veya damar değişikliklerinin artması tedavinin yeniden düzenlenmesini gerektirebilir. Bu nedenle arka üveitte yalnızca ilk tanı muayenesi değil takip muayeneleri de hastalığın yönetiminin önemli bir parçasıdır.

arka-uveit-nasil-anlasilir

Optik koherens tomografi olarak bilinen OCT, retina ve koroidin kesitsel görüntülerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini sağlar. Özellikle makula ödemi, retina altında sıvı, retina katmanlarında yapısal değişiklikler veya koroid kalınlığındaki farklılıkların incelenmesine yardımcı olabilir. Bu görüntüler aynı zamanda takip sırasında tedaviye verilen anatomik yanıtın karşılaştırılmasını kolaylaştırır.

Floresein anjiyografi retina damarlarının dolaşımını ve damar geçirgenliğini değerlendirmede kullanılabilir. Damar duvarlarında iltihaba bağlı sızıntılar, dolaşımın azaldığı bölgeler veya yeni damar oluşumları görüntülenebilir. Bazı hastalarda koroid dolaşımını daha ayrıntılı değerlendirmek amacıyla indosiyanin yeşili anjiyografi gibi yöntemlerden de yararlanılabilir. Hangi görüntüleme yönteminin gerekli olduğu muayene bulgularına göre belirlenir.

Arka üveit tedavisi hastalığın nedenine, iltihabın şiddetine, retina veya görme sinirinin etkilenme düzeyine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir. Bu nedenle aynı tanıya sahip iki hastanın kullanacağı ilaçlar veya tedavi süresi birbirinden farklı olabilir. Tedavinin temel amacı aktif iltihabı kontrol altına almak, görmeyi korumak ve hastalığın yol açabileceği komplikasyonları önlemektir.

Genel üveit tedavisi yaklaşımında kortikosteroidler, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar veya enfeksiyon saptanan hastalarda etkene yönelik antimikrobiyal ilaçlar kullanılabilir. Tedavi ağızdan, enjeksiyon yoluyla veya bazı durumlarda göz çevresine ya da göz içine uygulanan ilaçlarla gerçekleştirilebilir. Seçilecek yöntemin hastalığın tipine göre belirlenmesi önemlidir.

Enfeksiyöz arka üveitte tedavinin temelini enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın belirlenmesi oluşturur. Toksoplazma, herpes grubu virüsler veya farklı enfeksiyöz etkenlerde kullanılacak ilaçlar birbirinden farklıdır. Bazı durumlarda kan testlerine ek olarak göz içinden alınan sıvı örneklerinde moleküler incelemelerden yararlanılması gerekebilir.

Enfeksiyon ihtimali bulunan hastalarda yalnızca iltihabı baskılamaya yönelik tedavi verilmesi bazı enfeksiyonların ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle kortikosteroid veya bağışıklık sistemini baskılayan tedavilerin zamanlaması enfeksiyöz etkenin kontrol altına alınmasıyla birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle retina merkezini veya görme sinirini tehdit eden enfeksiyonlarda hızlı tanı ve uygun tedavi görme açısından çok önemlidir. 

arka-uveit-tedavis

Enfeksiyon dışı arka üveitlerde tedavinin amacı göz içindeki kontrolsüz iltihabi yanıtı baskılamaktır. Kortikosteroid tedavileri hastalığın aktivitesine göre ağızdan veya bölgesel uygulamalarla kullanılabilir. Uzun süreli veya tekrarlayan hastalıklarda yalnızca kortikosteroid kullanmanın yeterli olmadığı durumlarda bağışıklık sistemini düzenleyen farklı ilaçlar gündeme gelir.

Tedavi sırasında yalnızca göz bulgularının azalması değil kullanılan ilaçların olası yan etkileri de takip edilir. Sistemik tedavi alan hastalarda gerekli durumlarda diğer branşlarla birlikte takip yapılmalıdır. Amaç iltihabı mümkün olan en düşük hastalık aktivitesine indirmek, yeni retina hasarını önlemek ve hastanın görme fonksiyonunu uzun dönemde korumaktır.

Arka üveitin tekrar etme olasılığı hastalığın nedenine göre değişir. Bazı enfeksiyonlar veya bağışıklık sistemiyle ilişkili hastalıklar dönem dönem yeniden aktif hale gelebilir. Önceden arka üveit geçirmiş bir hastada yeniden görme bulanıklığı, uçuşmalar veya görme alanında değişiklik ortaya çıkması bu nedenle dikkate alınmalıdır.

Tekrarlama her zaman önceki atakla aynı şiddette olmayabilir. Bazı ataklar hafif seyrederken bazıları merkezi retina veya görme siniri gibi kritik bölgeleri etkileyebilir. Hastaların daha önce yaşadıkları belirtileri tanımaları ve yeni bir değişiklik ortaya çıktığında kontrol muayenesini geciktirmemeleri önem taşır.

Arka üveit uygun zamanda tanınmadığında veya iltihap kontrol altına alınamadığında kalıcı görme kaybına yol açabilecek bir hastalıktır. Özellikle makula, görme siniri veya geniş retina alanlarının etkilendiği durumlarda görme üzerindeki etkiler daha belirgin olabilir. Üveitin ciddi komplikasyonlarının geri dönüşü olmayan görme kaybına neden olabileceği bilinmektedir.

Bununla birlikte her arka üveit hastasında kalıcı görme kaybı gelişeceği anlamına gelmez. Erken tanı, hastalığın nedeninin doğru belirlenmesi, uygun tedavi ve düzenli takip retina dokusunun korunması açısından önemli avantaj sağlar. Hastalığın görme üzerindeki uzun dönem etkisi başlangıçtaki hasarın derecesine ve tedaviye verilen yanıta göre değişebilir.

Arka üveitte kontrolsüz iltihap retina ve çevre dokularda farklı komplikasyonlara neden olabilir. Makula ödemi görmenin azalmasının önemli nedenlerinden biridir. Retina damarlarında iltihap, retina dokusunda skarlaşma, yeni damar oluşumu, retina dekolmanı ve göz içi basınç değişiklikleri de hastalığın seyrinde görülebilir.

Uzun süre devam eden üveit veya kullanılan bazı tedaviler katarakt ve göz içi basınç artışı gibi ek problemlerin gelişmesine katkıda bulunabilir. Komplikasyonların erken dönemde fark edilmesi hastanın yalnızca iltihap açısından değil görme fonksiyonunu etkileyebilecek ikincil sorunlar açısından da takip edilmesini gerekli kılar.

Tedavi süresi hastalığın nedenine ve aktivitesine bağlıdır. Akut başlayan ve uygun tedaviye hızlı yanıt veren bazı tablolar daha kısa sürede kontrol altına alınabilirken tekrarlayan veya bağışıklık sistemi kaynaklı hastalıklarda tedavinin uzun süre devam etmesi gerekebilir. Tedavi süresinin yalnızca belirtilerin ortadan kalkmasına göre belirlenmemesi önemlidir.

Hasta görmesinin düzeldiğini hissetse bile retina veya koroidde devam eden iltihabi aktivite bulunabilir. Bu nedenle ilaçların azaltılması veya kesilmesi kontrol muayeneleri ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Tedavinin doktor önerisi dışında erken bırakılması bazı hastalarda yeni bir atağın gelişmesine veya mevcut iltihabın tekrar aktif hale gelmesine neden olabilir.

arka-uveit-nasil-tedavi-edilir

Arka üveitte düzenli takip hastalığın aktif olup olmadığını ve tedavinin yeterli düzeyde kontrol sağlayıp sağlamadığını değerlendirmek için gereklidir. Görme keskinliği, göz içi basıncı, retina muayenesi ve gerekli durumlarda OCT gibi görüntüleme yöntemleri takip sırasında karşılaştırmalı olarak kullanılabilir. Bu yaklaşım hastanın fark etmediği küçük değişikliklerin erken dönemde belirlenmesini sağlayabilir.

Ankara’da takip ve tedavisini sürdürmek isteyen hastalarda üveit ve retina hastalıklarının değerlendirilmesi konusunda deneyimli bir Ankara üveit uzmanı tarafından yapılacak ayrıntılı göz muayenesi hastalığın tipinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Yeni gelişen görme değişikliklerinde kapsamlı bir Ankara göz doktoru değerlendirmesinin geciktirilmemesi, özellikle retina ve görme sinirini tehdit eden durumların erken tanınması açısından önem taşır.

Tekrarlayan arka üveitte yalnızca yeni atağın baskılanması yeterli olmayabilir. Hastalığın hangi aralıklarla tekrarladığı, tek gözde mi yoksa iki gözde mi görüldüğü, retina üzerinde hangi bölgeleri etkilediği ve beraberinde başka sistemik belirtilerin bulunup bulunmadığı ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir. Posterior üveitlerde sistemik ve enfeksiyöz nedenlerin araştırılması tanısal yaklaşımın önemli bir parçasıdır.

Hastanın önceki muayene ve görüntüleme sonuçlarının yeni bulgularla karşılaştırılması tanının netleşmesine yardımcı olabilir. Tekrarlayan ataklarda gerektiğinde enfeksiyon hastalıkları, romatoloji veya diğer ilgili branşlarla birlikte değerlendirme yapılması hastalığın yalnızca gözdeki etkilerini değil altta yatan nedeni da kontrol altına almaya yardımcı olur. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi planlaması, arka üveitin uzun dönemde retina üzerinde oluşturabileceği hasarı azaltmayı ve mümkün olan en iyi görme düzeyini korumayı amaçlar.

Arka Üveit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Arka Üveit Bulaşıcı mıdır?

Arka üveit doğrudan bulaşıcı değildir, ancak bazı vakalarda enfeksiyonlara bağlı gelişebilir. Enfeksiyonun türü göz doktoru değerlendirmesiyle belirlenmelidir.
 

Arka Üveit Tek Gözde mi Görülür?

Posterior üveit tek gözde veya her iki gözde görülebilir. Tutulum şekli hastalığın nedenine ve bağışıklık sistemi yanıtına göre değişebilir.
 

Arka Üveitte Göz Ağrısı Olmadan Hastalık Gelişebilir mi?

Evet, arka üveit belirtileri arasında ağrı her zaman bulunmayabilir. Özellikle bulanık görme ve yeni başlayan görme değişiklikleri önemli bir uyarı olabilir.
 

Gözde Uçuşmalar Arka Üveit Belirtisi Olabilir mi?

Yeni başlayan veya hızla artan gözde uçuşmalar, göz içindeki iltihabi hücrelerle ilişkili olabilir. Bu durumda ayrıntılı retina muayenesi yapılması önemlidir.
 

Arka Üveitte Sadece Göz Damlası Yeterli Olur mu?

Göz damlaları bazı üveit türlerinde kullanılabilse de arka üveit tedavisi gözün arka bölümüne ulaşan sistemik veya bölgesel tedaviler gerektirebilir. Tedavi hastalığın nedenine göre planlanır.
 

Retina İltihabı İle Arka Üveit Aynı Şey midir?

Retina iltihabı arka üveitin görülebilen tutulum biçimlerinden biridir, ancak hastalık koroid ve diğer arka göz yapılarını da etkileyebilir. Retina ve koroidin birlikte etkilenmesi korioretinit olarak tanımlanır. 
 

Arka Üveit Şüphesinde Hangi Doktora Başvurulmalıdır?

Görme azalması veya göz içi iltihabı şüphesinde üveit ve retina konusunda deneyimli bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Ankara üveit uzmanı veya Ankara göz doktoru arayan hastalarda ayrıntılı retina değerlendirmesi tanı sürecinin önemli bir parçasıdır.
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

uveit-tedavisi

Üveit Tedavisi

Üveit tedavisi, göz içi iltihabı ve görme kaybı riskine karşı Ankara üveit uzmanı tak…

Devamını Oku
uveit-hastalarinda-katarakt-cerrahisi

Üveit Hastalarında Katarakt Cerrahisi

Üveit hastalarında katarakt cerrahisinin zamanı, ameliyat öncesi hazırlık, lens seçim…

Devamını Oku